Heidelberg

DSC_0139

Heidelberg. Adına şarkılar yazılan, Neckar nehrinin kucağına, Ren nehrinin az uzağına kurulmuş; yeşil mavi ve kırmızının inanılmaz uyumuyla insanların kalplerini burada bıraktığı; ne nazilerin ne amerikalıların ne de almanların zarar vermeye kıyamadığı Baden-Württemberg’in en popüler şehri.

Almanya pek çok gezgin tarafından tercih edilmeyen ülkelerden bir tanesidir. Almanların soğukluğundan mı yoksa Almanya’nın soğukluğundan mı bilmiyorum ama genelde buraya gelen gezginler  Berlin’i, Hamburg’u ya da Frankfurt’u gezerek geri döner. Oysa Almanya’nın Berlin’den daha da güzel şehirleri de var. Bunlardan biri Heidelberg.

11 Mayıs Cumartesi günü Sinem, Saliha ve Münster’den gelen arkadaşımız Yağmur’la; Almanya içerisindeki en uygun tren bileti olan Schönes Wochenende Ticket’ımızı alıp Kassel’dan Heidelberg’e doğru yola çıktık. Frankfurt’ta yaptığımız aktarmayla birlikte yaklaşık 4 saatte ulaştık bu tarih kokan şehire.

Heidelberg Tren İstasyonu şehrin biraz batısında kalıyor. İstasyonun hemen yanındaki Turist Info Noktası ilk durağınız olsun sizin de. Burada şehirle ilgili her türlü bilgiye ve detaya ulaşabilirsiniz. Ancak şehrin bu bölümünde iş merkezleri dışında pek bir şey yok. Şehrin en can alıcı yerleri Bismarck Platz – Philosophenweg – Schloss Heidelberg üçgeni arasında yer alıyor. Bu nedenle istasyondan direk Bismarck Platz’a giden otobüslere (32 ve 33 Numara) binmek ya da doğrudan Neckar nehri kıyısna çıkarak Bismarck Platz’a doğru yürümek daha mantıklı.

Neckar Nehri kıyısından Heidelberg Altstadt'a doğru yürüyün. 367 Km uzunluğundaki bu nehrin sonu Heidelberg'de geliyor ve bu nehir Ren Nehri'ne Heidelberg'de karışıyor.
Neckar Nehri kıyısından Heidelberg Altstadt’a doğru yürüyün. 367 Km uzunluğundaki bu nehir bu şehirde son buluyor ve Ren Nehri’ne karışıyor.

Bismarck Platz’a geldiğimizde doğruca Hauptstrasse’ye (Ana Cadde) yöneldik. Bu cadde tüm Altstadt’ı (Eski şehir) ortadan bölen uzun ve renkli bir cadde. Hatta o kadar uzun ki, Almanya’nın en uzun yaya trafiğine kapalı cadde olma özelliğini taşıyor. Bir ucundan diğer ucu tam olarak 1.5 kilometre. Cezbedici butik dükkanlarıyla, cadde boyunca uzanan şirin kafeleriyle, dikkatinizi dağıtan kahve kokuları ve bol turistleriyle sizi bekleyen bir cadde burası. Belirtmekte de fayda var; cadde her ne kadar yaya trafiğine kapalı olsa da gün içerisinde belli zamanlarda caddede araçlar görebilirsiniz. Nedeni ise dükkanlar ve kafelerin gün içerisindeki ihtiyaçları sanıyorum.

Hauptstrasse
Hauptstrasse

Heidelberg Eski Şehri (Heidelberg Altstadt) Almanya’nın en güzel korunmuş ve savaşlardan zarar görmemiş eski şehirlerinden bir tanesi. 2. Dünya Savaşı’nda Heidelberg hiç zarar görmediği gibi, Amerikalılar tarafından da üs olarak kullanılmış. Bunun etkilerini de Ana Cadde boyunca gördüğünüz yapılarla rahatça anlayabiliyorsunuz. Ayrıca şehirde çok güzel ve anlaşılır bir İngilizce aksanının yanı sıra çok fazla da Amerikalı görebilmek mümkün.

Şehirde yaklaşık 30-40 bin öğrenci yaşıyor. Ayrıca şehir yıllar boyu filozoflara ev sahipliği yapmış; Hegel gibi pek çok aydın ve düşünür bu şehirde bulunmuş ve eğitim görmüş. Heidelberg'de aynı zamanda Almanya'nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Üniversitesi, ya da gerçek adıyla Heidelberg Ruprecht Karls Universitesi.
Şehirde yaklaşık 30-40 bin öğrenci yaşıyor. Ayrıca şehir yıllar boyu filozoflara ev sahipliği yapmış; Hegel gibi pek çok aydın ve düşünür bu şehirde bulunmuş ve eğitim görmüş. Heidelberg’de aynı zamanda Almanya’nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Üniversitesi, ya da gerçek adıyla Heidelberg Ruprecht Karls Universitesi bulunuyor.

Ana Cadde’nin girişinde, hemen sağdaki ilk sokakta bulunan Chocolaterie St. Anna No:1’a değinmek istiyorum. Muhteşem Alman çikolatalarını tadabileceğiniz güzel bir dükkan burası. Dükkan sahipleri de oldukça cana yakın ve misafirperver. Çikolata satın almadan önce bol bol tadabilirsiniz. Yalnız fiyatlar biraz pahalı.

Şehirde yaklaşık 30-40 bin öğrenci yaşıyor. Ayrıca şehir yıllar boyu filozoflara ev sahipliği yapmış; Hegel gibi pek çok aydın ve düşünür bu şehirde bulunmuş ve eğitim görmüş. Heidelberg'de aynı zamanda Almanya'nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Üniversitesi, ya da gerçek adıyla Heidelberg Ruprecht Karls Universitesi.
Çikolatalarıyla meşhur Almanya’nın her şehrinde, her sokağında böyle ufak çikolata dükkanları görebilirsiniz.

Cadde boyunca yürüdüğünüzde Barok dönemi tarzı ve Gotik mimarisi dikkatinizi çekecektir. Bu mimarinin göze batan eserleri ise Kupfälzisches Museum (Heidelberg Sanat Müzesi, 1700 lü yıllarda şehir için savaşan halkı da simgeleyen bir müze) ve Heiligegeistkirche (Kutsal Ruh Kilisesi). Bu kilise şehrin pek çok simgesinden bir tanesi ve  şehrin en büyük protestan kilisesi.

DSC_0063

Ana Cadde aynı zamanda Altstadt boyunca pek çok ara sokağa bağlanıyor. Bu ara sokakların hepsinde de ayrı bir tarih, ayrı bir müze bulunuyor. Örneğin bunlardan bir tanesi ‘Deutsches Verpackung Museum’ yani Alman Paket Müzesi. Mesela bu müzede eski Alman Ürün Paketlerini görebilirsiniz. Çikolata paketleri, sigara paketleri, eski kola ve su şişeleri vb. aklınıza neyin paketi geliyorsa 3,5 Euro karşılığında bu müzeye girip görebilirsiniz.

Altstadt boyunca arnavut kaldırımları dikkatinizi çekecektir.
Altstadt boyunca arnavut kaldırımları dikkatinizi çekecektir.
Heidelberg ara sokaklarıyla da meşhur bir şehir. Her ara sokakta başka hayatlar, başka yaşamlar var.
Heidelberg ara sokaklarıyla da meşhur bir şehir. Her ara sokakta başka hayatlar, başka yaşamlar var.

Yine Ana Cadde üzerinde başka bir sokakta ise Studentenkarzer yani Eski Öğrenci Hapishanesi yer alıyor. 1778-1914 yılları arasında bu şehirde huzuru bozan öğrenciler burada hapsediliyormuş. Fakat mahkum oldukları süre boyunca da derslerine katılma zorunlulukları varmış. Okuldan hapishaneye, hapishaneden okula yani. Günümüzde mekanın duvarlarında o dönemlerdeki öğrencilerin yazdığı/çizdiği şeyleri görebilmeniz mümkün. Ayrıca yine bu eski hapishanenin altında Heidelberg Üniversitesi ürünlerini satan güzel bir butik mevcut. Görülmeye değer! Girişi ise 7,5 Euro.

DSC_0074

Öğrenci Hapishanesi
Öğrenci Hapishanesi

Hapishane’nin hemen arkasında ise Alte Aula denilen Heidelberg Üniversitesi rektörlüğü yer alıyor. Heidelberg Üniversite’si 1386 yılında kurulduğunda ilk ve tek binası bu idi. Daha sonraki yıllarda savaşlar ve gelişim süreçlerinden sonra Heidelberg Üniversitesi tüm şehire yayıldı. Almanya’da zaten pek çok üniversite tek bir kampüs halinde bulunmuyor. Heidelberg’de bu şekilde. Şehir boyunca üniversiteye ait binalar görebilirsiniz. Hatta normal bir apartmanın içinde bir dersliğe rastlayabilirsiniz. Üniversite zamanında Georg Wilhelm Friedrich Hegel ve Jürgen Habermas gibi nice aydın ve düşünürlere ev sahipliği yapmış, tıp felsefe ve hukuk alanında dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olmuş. Bu nedenle de şehirde çok fazla dünyanın dört bir yanından gelmiş öğrenci bulunuyor.

Heidelberg Üniversitesi binalarından bir tanesi (sağda). Yolda gezen grup ise şehir içinde sizin de kiralayabileceğiniz 'CitySeg' denilen Ginger'larla gezen bir grup. CitySeg için 5 dakikalık bir eğitimle keyifli ve güvenli bir şekilde gezebilirsiniz.
Heidelberg Üniversitesi binalarından bir tanesi (sağda). Yolda gezen grup ise şehir içinde sizin de kiralayabileceğiniz ‘CitySeg’ denilen Ginger’larla gezen bir grup. CitySeg için 5 dakikalık bir eğitimle keyifli ve güvenli bir şekilde gezebilirsiniz.

Üniversite bölgesinden çıkıp Kornmarktplatz’a doğru yürürken biraz da yorgunluğun etkisiyle oturacak yer aramaya başlamıştık ki Hard Rock Cafe – Heidelberg çıktı karşımıza. Biraz şaşırdık çünkü daha önce Almanya’daki Hard Rock Cafe’leri araştırdığımda burada sadece 4 Tane olduğunu görmüştüm, Hamburg, Berlin, Münih ve Köln. Acaba yeni mi açılmış derken menünün gelmesiyle birlikte buranın tamamen Hard Rock Cafe çakması olduğunu anlamamız bir oldu. Genel olarak diğer Hard Rock Cafe’lere göre çok ucuz bir mekan. Normalde 15  Euro civarı olan hamburgerler burada 5 Euro. 🙂 Fakat mekan içeriği, logosu, barı ve dekorasyonuyla birlikte tam bir Hard Rock Cafe yaratmışlar. Sadece Tuvalet ve menülerden gerçek bir HDC olmadığı anlaşılıyor. Mekan içerisinde Hard Rock Cafe Heidelberg ürünleri bile yapmışlar, satıyorlar. 🙂

Hard Rock Cafe Heidelberg, gerçek bir Hard Rock Cafe olmamasına rağmen hizmet ve fiyat olarak çok uygun. Ayrıca Hauptstrasse üzerinde yer alıyor. Burada oturarak tüm Eski Heidelberg manzarasıyla karnınızı doyurabilir, kahve içebilirsiniz.
Hard Rock Cafe Heidelberg, gerçek bir Hard Rock Cafe olmamasına rağmen hizmet ve fiyat olarak çok uygun. Ayrıca Hauptstrasse üzerinde yer alıyor. Burada oturarak tüm Eski Heidelberg manzarasıyla karnınızı doyurabilir, kahve içebilirsiniz.

Karnımızı doyurup Altstadt boyunca yürüdükten sonra Kornmarktplatz’a geliyoruz. Burada bir Herkül heykeli ve çeşme etrafına kurulmuş bir meydan ve meydan boyunca kafeler, hediyelik eşya dükkanları bulunuyor. Heidelberg ile ilgili hatıralarınızı bu noktadan da alabilirsiniz ama ara sokakta daha ucuza satan dükkanlar da var. Kornmarktplatz’ın en önemli özelliği ise sizi Heidelberg Kalesi, Molkenkur ve  Königstuhl’a çıkaracak olan tarihi tramvayların (Heidelberg Bergbahn) başlangıç noktası olması. Meydanın hemen kaleye bakan tarafında Bergbahn (Tercümesi:Dağ Treni ancak bizdeki tam karşılığı Füniküler)’ın girişi yer alıyor. Çıkmak istediğiniz yüksekliğe göre ise değişik fiyatlar mevcut. Örneğin Heidelberg Kalesi, Molkenkur arası çoklu bilet(UNTERE BAHN TICKET ya da SCHLOSSTICKET)  sadece 4 Euro. Molkenkur Oteli ve Königstuhl (OBEREBAHN TICKET) arası ise 6 Euro. Hepsi içinse 10 Euro’luk ayrıca bir bilet (GESAMTBAHN TICKET) var. Königstuhl’a çıkmak biraz uzun sürdüğü için ve masraflı olduğu için biz sadece Sclossticket alıyoruz. Bu biletle ayrıca kaleye ve kale içindeki müzelere ücretsiz olarak girebiliyorsunuz.

DSC_0098
Kornmarktplatz

Bergbahn dağ boyunca tırmanan bir füniküler. Bu füniküler hakkında pek çok sitede 1907 yılında yapıldığı yazılsa da, Füniküler’in ilk yapım ve kullanılma tarihi 1890 yılıdır. (Bkz: Heidelberg Bergbahn Resmi Internet Sitesi) Bu yıllarda füniküler sadece Molkenkur hoteline kadar çalışıyormuş. 1907 yılında ise Kornmarktplatz-Molkenkur Hoteli arasındaki bu mesafe Königstuhl’a kadar uzatılmış. 1,5. kilometre mesafeye ulaşan bu füniküler halen Almanya Tarihi’nde en uzun fünikülerdir. 1907 haricinde 1961, 1997, 2002 ve 2005 yıllarında füniküler hattı yenilenmiş ve modernleştirilerek günümüze ulaşmıştır. Bugün hala Almanya Tarihi’nin en eski füniküler kabini, eskiden Kornmarktplatz ve Molkenkur arası hizmet veren füniküler, bugün Molkenkur Hoteli ve Königstuhl arasında hizmet vermektedir. Ayrıca Kornmarktplatz ve Molkenkur arasında çalışan fünikülerler ise yine şu an Almanya Tarihi’nin en modern fünikülerleri olma özelliğini taşımaktadır. Siz de yükseklik korkunuz yoksa bu 8 metre uzunluğundaki ve 50 kişi kapasiteli fünikülerde benim gibi en öne oturup muhteşem Karl Theoder Köprüsü ve Neckar Nehri manzarasını izleyebilirsiniz. SchlossTicket alınca ilk önce bizim gibi Molkenkur Oteli’ne çıkmanızı tavsiye ederim. Füniküler sizi direk ormanın içinde indiriyor. Burada manzara ve huzur eşliğinde Molkenkur Oteli’nin kafesine oturabilir, birer bira içebilirsiniz. Daha sonra tekrar fünikülere binerek kaleye inebilir ve kaleyi gezebilirsiniz.

DSC_0106

DSC_0109

DSC_0125

Heidelberg Kalesi ya da diğer adıyla Heidelberg Sarayı 13. Yüzyıldan kalma kırmızı kum taşları kullanılarak yapılmış bir kale. Kale’nin bazı bölümleri yıkılmış, bazı bölümleri de hala restore edilmeye çalışılıyor olsa da şehrin en güzel manzaralarını yakalayabileceğiniz muhteşem bir yapı burası. Kalenin girişinde görkemli bir saat bulunuyor. Kalenin avlusu ise oldukça ilgi çekici. Kale içerisinde 1957 yılından günümüze uzanan Deutsches Apotheke Museum yani Alman Eczane Müzesi yer alıyor. Burada belli periyotlarla düzenlenen sergiler haricinde daima geçmişten günümüze tedavi yöntemleri, bitkisel ilaçlar ve bu ilaçların yapıldığı yöntemler sergileniyor. Üst katında bir de müze satış alanı var. Yine kale içerisinde ayrıca biri çok büyük biri de diğerine nazaran daha ufak iki adet Şarap Fıçısı yer alıyor. Ama insani boyutlarda değil bu fıçılar. O kadar büyük ki, sadece görmek haricinde, üstüne de çıkabilirsiniz.

Heidelberg Kalesi (Karl Theodor Köprüsü'nden bir görünümü)
Heidelberg Kalesi (Karl Theodor Köprüsü’nden bir görünümü)
DSC_0139
Kaleden güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.
Ya da arkanıza Heidelberg'i alıp güzel pozlar verebilirsiniz :)
Ya da arkanıza Heidelberg’i alıp güzel pozlar verebilirsiniz 🙂
DSC_0165
Kalenin bazı bölümleri büyük hasar görmüş, ancak şu anda onarım devam ediyor.
DSC_0173
Kale içerisindeki büyük avlu. Burası turist gruplarının da buluşma noktası.
DSC_0183
En büyük şarap fıçısı.
DSC_0185
Alman Eczacılık Müzesi
DSC_0192
19. Yüzyıldan kalma Aspirin.

Kaleden çıktıktan sonra yine fünikülerle aşağıya inip Kornmarktplatz’ın doğuya doğru bir sokak ötesindeki Cafe Gundel’e ulaşıyoruz. Aslında burası bir Konditorei yani bir tatlıcı. Burada en güzel Alman Pastalarını ve tatlılarını yiyebilirsiniz. Daha önce Almanların Cheesecake’i olan KaseKuchen yemediyseniz burada tadabilirsiniz mesela. Ama benim favorim HimmelbeereKuchen. Buranın ne kadar meşhur olduğunu da kafenin içine girince anlıyorsunuz. Pastanızı alıp çıkmak yaklaşık 15 dakika sürüyor çünkü çok kalabalık. Bir de püf nokta; pastanızı kafenin içinde yemek isterseniz 70-80 Cent daha fazla ödüyorsunuz.

Cafe Gundel. Muhteşem pastalarıyla kendinizden geçebilirsiniz.
Cafe Gundel. Muhteşem pastalarıyla kendinizden geçebilirsiniz.

Biz pastamızı alıp akabinde yürüyerek Neckar Nehri kıyısından Karl Theodor Brücke’ye ulaşıyoruz. Karl-Theodor Köprüsü’nün (Alte Brücke) girişte iki kulesi var. Bunlara Schuldtürme deniyor. Çok önceleri burada bulunan ahşap köprü savaşta ve kötü havalarda zarar görünce yerine 1786 ve 1788 yılları arasında taş köprü yapılmış . Ancak II. Dünya Savaşı’nın sonralarında Alman askerleri Neckar’ın üstündeki tüm köprüleri, bu eski köprü de dahil olmak üzere şehrin iki yakasındaki ulaşımı engellemek amacıyla yıkmışlar. Savaş bittikten hemen sonra ise şehir halkı kendi çabalarıyla köprüyü yeniden inşa etmiş ve 1947’de açılışı yapmışlar.

DSC_0226

Şehrin iki yakasına bakan bu taş köprü, şehrin en turistik ve en romantik noktalarından biri. 200 metre uzunluğundaki köprünün üstünde biri köprüyü ilk yapan Karl Theodor’a, diğeri ise Roma tanrıçası Minerva’ya adanan iki heykel grubu var. Ayrıca köprünün ayaklarında yer alan parklarda da banklara oturabilir, kahvenizi içebilir ya da bizim gibi yanınızda yaptığınız sandviçleri ve Cafe Gundel’den aldığınız pastaları keyifle yiyebilirsiniz 🙂

Cafe Gundel'den aldığımız pastaları ve Kassel'da hazırlamış olduğumuz sandviçleri, tarih kokan Karl Theodor Köprüsü'ne karşı afiyetle götürürken sevgilim ve ben :)
Cafe Gundel’den aldığımız pastaları ve Kassel’da hazırlamış olduğumuz sandviçleri, tarih kokan Karl Theodor Köprüsü’ne karşı afiyetle götürürken sevgilim ve ben 🙂
SchuldTürme
SchuldTürme
DSC_0230
Karl Theodor Köprüsü üzerinden biraz Altstadt, biraz Neckar Nehri ve biraz da Heidelberg Kalesi.
DSC_0237
Karl Theodor Köprüsü şehrin en romantik noktalarından biri. Köprü üzerinde sevgilinizle bu manzara eşliğinde hoşça vakit geçirebilirsiniz.

Köprüden devam edildiğinde hemen Filozoflar Yolu (Philosophenweg)’na değil de; bu yola ulaşmanızı sağlayacak Schlange-Weg (Yılan Yolu) denilen patikaya ulaşıyorsunuz. Yukarıya doğru arnavut kaldırımlarından ve güzel kokulu ağaçlardan oluşan bu yol oldukça dik ve yorucu. Bu yola çıkmadan önce yanınızda ne kadar su olduğunu kontrol edin 🙂 Yol boyunca konumlandırılmış banklarda dinlenmeniz ve manzaranın tadını çıkarmanız güzel olacaktır. Heiligenberg (Kutsal dağ) üzerinde bulunan filozof yoluna ulaştığınızda ise batıya doğru dönmenizi tavsiye ederim. Nitekim doğuda çok fazla bir şey yok. Hoş batısında da sadece güzel bir japon bahçesi ve dondurma yiyebileceğiniz bir kafe ve şehrin manzarasını seyredebileceğiniz güzel banklar bulunuyor. 17.-18.yy’a kadar başka bir isimle anılan bu yol, üniversitenin profesörleri ve filozoflarının burayı güzel bulmalarından ve burada, Neckar kıyısında, yol boyunca yürüyüp, düşünüp, konuşmalar yapmalarından sonra Filozoflar Yolu olarak anılmış. Saliha’nın bu yolla ilgili de güzel bir açıklaması var. ‘Abi yol o kadar sıkıcı ve yorucu ki adamlar sürekli oturup düşünmüşler, oturup düşünmüşler; en nihayetinde de filozof olmuşlar.’ Yol bounca şehri, köprüyü ve kaleyi en güzel buradan fotoğraflayabilirsiniz. Ayrıa bu yolla dağdaki 11. Yüzyıldan kalma St. Michael Tapınağı’na, St. Stephen Tapınağı’na ve  Nazi Dönemi’nden kalma bir amfitiyatroya ulaşabilirsiniz.

DSC_0243
Saliha Yılan Yolu’na tırmanırken. Oldukça yorucu ve dik bir yol. Uygun ayakkabı ve sık sık dinlenerek çıkmanızı tavsiye ederim.
DSC_0248
Schlange Weg üzerinde oturup dinlenirken manzarının keyfini çıkarabilirsiniz.

DSC_0252

DSC_0260
Filozof Yolu’nda verilen pozlar 🙂
DSC_0265
Filozof Yolu tam olarak bu. Yol boyunca banklar var. Ayrıca yine bu yol boyunca çok fazla spor yapan sağlıklı Almanlarla karşılaşmak mümkün.
DSC_0270
Filozof Yolu’ndan son bir Heidelberg manzarası.

Filozof yolundan sonra gezimizi tamamlayarak Brückenstraße’den 5 numaralı tramvaya binip tren istasyonuna ulaşıyoruz. Daha sonra da doğruca Kassel’e geri dönüyoruz. Heidelberg gerçekten Almanya’daki birbirinden güzel şehirlerden bir tanesi, belki de en güzeli. Bana biraz Bremen’i anımsatan bu şehirle ilgili hazırladığım ufak rehberi de huzurlarınıza sunuyorum. Ayrıca yazının en başında ‘adına şarkılar yazılan demiştim. Bizde yalan yok, şarkıda rehberin akabinde sizlerle efenim. Sevgiler. Saygılar bizden, bolca gezmeler sizden!

Brückenstraße
Brückenstraße

Heidelberg Rehberi;

Yapmadan Dönme!

  • Turist Info’ya uğra.

  • Neckar Nehri Kıyısı’nda yürü.

  • Altstadt’ı keşfet, ara sokaklara gir. Ara sokaklardaki müzeleri bul.

  • Çikolata ye, hediyelik eşya al.

  • Almanya’nın en eski üniversitesini ve öğrenci hapishanesini gez.

  • Heidelberg reçellerini tat.

  • Kornmarktplatz’da ya da Hauptstrasse’de kahve iç.

  • Bergbahn’a bin, en ön sırayı kap.

  • Cafe Gundel’de muhteşem pastalardan ye.

  • Karl Theodor Köprüsü’nde romantik dakikalar yaşa. 🙂 Erkek erkeğe/Kız kıza gidiyorsanız köprünün ayağındaki parklarda birer bira içmeniz romantik dakika seçeneğinden daha iyi olabilir. 🙂

  • SchlangeWeg’ten Filozof Yolu’na çık. Yol boyunca sık sık mola ver, manzaranın tadını çıkar.

  • Filozof Yolu’nda bol bol düşün, taşın. 🙂

Heidelberg için ihtiyacınız olanlar!

* Heidelberg Toplu Taşıma Biletleri

8 Comments

  1. Merakimi hos gör neden dönercilerden hic bahsetmedin 10saat 6 gün calisan bir dönerci olarak zoruma gitti cakma hartrock kadar degerimiz yokmu 10yilda kactane turk ögerenci yada turiste yardim ettik ediyoruz neden turklerden söz ermedin

    Beğen

    1. Emeğiniz takdire şayan Serkan Bey, oradaki dönerciler her zaman zor günlerimizde yanımızda olmuştur; teşekkür ediyoruz.

      Beğen

  2. 2 gün önce 1 günlüğüne Heidelberg’e gidelim dedik. İnternette nerelere ne sırayla gitsek diye araştırırken blog yazınızı okudum. Harfi harfine yazdıklarınızı uyguladık. Çok güzel ve dolu dolu bir gezi oldu bizim için. Verpackung Museum’dan tutun, mis kokulu Schlangenweg’e kadar… Hatta ücretsiz çikolata tatmak için Chocolaterie St. Anna No:1’e bile girdik (Sanırsam artık tadımlık çikolata olayını kaldırmışlar. Çünkü özellikle ”En ünlü, lezzetli çikolatalarınız hangileri?” diye sordum. Fakat ”Şundan bir deneyin, çok lezzetlidir” gibi bir cevap gelmedi). Çok faydalı bir yazı yazmışsınız. Kaleminize sağlık. Teşekkürler.

    Beğen

    1. Zeynep merhaba!

      Ne kadar güzel! Gerçekten yazımızı takip ederek keyifle bir gezi yapmanıza çok sevindim! Heidelberg bizim için çok özel bir şehir, çok güzel hatıralarımız ve keyifli anlarımız var. Her sene tekrar gitmeye niyet ediyoruz ama henüz kısmet olmadı 2013’ten sonra 🙂 Çikolatacı ayıp etmiş biraz, belki yazıdan sonra çok talep olmuş da olabilir tabi çikolata tatma konusunda 🙂 Fakat tekrar gidersek, alternatifine bakacağız 🙂

      Sevgiler!

      Beğen

    1. Çok teşekkrüler 🙂 Yok yok siz mutlaka gelin gezin buraları bir fırsat yaratıp, özellikle Heidelberg çok fazla bilinmeyen bir yer. Bilinmeyen bir masal diyarı gibi 🙂

      Beğen

kulavuzm için bir cevap yazın Cevabı iptal et